ben



Tabi ki ben'i benim anlatmam doğru olmazdı. Onun yerine ben'i en iyi tanıyanların, en yakın dostlarımın anlatması en uygunu olur diye düşündüm. Yazdıklarını da imla hariç dokunmadan buraya aktardım.


Mete.
İşte öyle birşey.
Aslında uzun yıllar anlayamadığım karamsarlığını çözmeye çalıştığım ve bundan vazgeçtiğim gün onu tanımaya başladığım bir adam.
İlk sahnemizi Adana'da aldığımızda belki hayattaki beklentilerimiz farklıydı onunla. Ama sonra anladık ki bir beklenti içerisinde olmak yanlışmış hayattan.
Sevgi nedir diye sorsam cevap verebilir mi bilmiyorum bu arkadaşım. Ama sevgi içerisinde olduğunu ben biliyorum başta.
Dibe erken vurup da çıkmaya başladığı andan itibaren yolda bir sürü kişinin üstünden geçse de, hayat da bazen onun üstünden geçti. Dozer gibi. Ama o da bencileyin biliyor ki, giren çıkan yok bize...
Sevgiler Mete.

Cemal 31.01.2002


Bir adam, Öyle bir adam ki sınırlarını pasaportsuz ihlal ederseniz kalkar gider kendine sıfırdan yeni bir ülke kurar, öyle bir adam ki yanlız yaşamayı ve şansını herkese bedevi ırkıyla olan alakasıyla açıklarken aslında o kendi seçimleriyle dönmektedir kendi ekseni etrafında, yani herşeyi aslında bilerek yaşamaktadır, hepimizin arasıra yaşadığı umutsuz ruh halleri bu davul derisi arkadaşın yakasına az ama öz yapışır ve yine hepimizin olduğu gibi, yeniden başlama gayretleri de mütemadiyen ortaya çıkmaktadır, çıkmaktadır da ne olmaktadır?
Yoktur aslında onun hayalindeki insan, dünyaya gelmekte geç kalmıştır bilmez bilir de aldırmaz belki. Onun istediği kadınlar geçmişte, yaşamışlardır ya da gelecekte yaşayacaklardır. Bu kedi tüyü insan ne zaman farkedecektir bilinmez, ama sağlam adamdır kedileri çok sever kedilerinin yavrularını iplemese de ardında küçük ruhları umursamadan arkasına bakmadan gitse de, bütün arkadaşlarından küfürleri yese de...
Ama bu adam lazımdır dünyaya biryerlerde burunlarını büyütüp kanca olarak kullananların karşısına bu adamı çıkarmak lazımdır. Hatun kısmına da iki çift lafım var, tamam bu adam labirentlerin ardında yaşar, her yerde ahkam kesmekten kendini hiç alıkoymamış üstün zekalı varlıklar bu kadar zor mudur bu herife ulaşmak? Elmalı şeker bile yeter...

Yusuf 03.02.2002


Adaşım,arkadaşım... En mahrem muhabbetlerimizi pervasızca her yerde yapabilitemiz de gözönüne alındığında aslında poşetlenmesi gereken varlıklar olarak bir süre gezindik buralarda... Sonra? Senede her günden senede bir güne düştük... Ankara artık biraz daha soğuk, daha nasıl söylenir ki?
Adaşım bir ermiştir... Yok yok gülmeyin yeminle... Su üstünden seccadeyle geçmek gibi bir şey değil, benzer biraz... Davul bir tek krosla çalınır diye bilenler biraz düşünmeli, bu adam diliyle de çalar.... "Kornettom aşkımdan erirmisin" yazın mesaj olarak, görün anlayın ne demek istediğimi... Yerse.... Hatta birara da belki de çift kros oluruz, bilemem artık.... Ona muhabbetler dayanmaz, bir odayı bırakın koca dünyaya sığamaz... Özgün düşünce yapısı, "bir acaip" ruh hali ile bir ekoldür, takdimimdir.... Eh, bu kadar yalakalık yeter... Hep güldük mü? Yoo... Bir buz olarak ben bile karizmayı kaç defa çizdirdim bu arkadaşın yanında.... Hep sevgiyle mi hareket etti bu ekip? Temelde evet, pratikte bazen hayır... Hiç mi kızmadık birbirimize? Eheh kesinlikle... Ama hayatın bizi sürükleyip götürdüğü veya getirdiği yerlere bakacak olursak hala "merhaba" diyebiliyorsak birbirimize, bazen birlikte yaşadıklarımız aklımıza geldiğinde biraz göz buğulanması biraz da dalgın hülyalı bir yüz ifadesiyle kalıyorsak olduğumuz yerde, acılarımızda ilk karşılıklı aklımıza gelenler oluyorsak, herşeye ama herşeye rağmen yırttık dostlarım... Yalnız değiliz en azından, bu da birşeydir....
Güneş kılıçlarımızın üzerinde parlasın... Rockla kal, rakıyla eşlik et, bir duble de benim için....

Mete 06.02.2002


Yusuf Mete İpek, Ya da arkadaşları tarafından bilinen kısa haliyle "M.T.", veya ICQ camiasındaki namı diğer "bonzo"
Tanışıklığımız 93'ten bugüne 9 sene. Vay canına. Seneye 10. yıldönümümüzü kutlarız artık.... Neyse devam. ODTÜ yurtlarında iyi bir "King" oynayan delikanlı bir çocuk olarak tanıştık. Enteresan hikayeleri olan, onlari anlatmayı seven. Etkileyici bir dille anlatan. Zeki ve tekrar vurgulayarak "delikanlı" .... Ama Mükremin abi delikanlısı değil tabi. Serserilik yapan anlamda değil. Benim bildiğim anlamda. Nasıl oluyor dersen onu anlatmak o kadar kolay değil. Ama sözle anlatılan kısmı ile sözünün eri, arkadaşlarına sadık. Öyle kız için adam satan tiplerden değil yani.... "Uzun sözün kısası tam aradığım adam" dedirtir. Dedirtti de, ki bunca zamandır farklı topraklarda, farklı mekanlarda olmamıza rağmen "biz ayrılamayız." İnsan bu kadar zamanda kaç sevgili değistirir Allah bilir. Ben pek değiştirmedim ama o ayrı bir konu tabi :) (bu sana gülmece, yazından ayrıdır. Bunu belirtmemekte fayda olabilir). (Ulan şimdi tekrar okudum da aşık mektubu gibi olmuş. Sanal alemde bunu benim yazdığımı yayma, ileride büyük adam olunca bu herif de az ibne değilmis diye namım çıkmasın.)
İyi bir müzisyen aynı zamanda. Şevkle çalmaya basladığı zaman, kendini kaptırdığında nasıl çaldığını müzikten anlayan anlamayan (benim gibi) herkesin hakkını vereceğini düşünüyorum. Adana'da vakti zamanında yaratılan "Zombi" efsanesinde arkadaşları ile beraber onun da payı büyük. Bu uzun ve keyifli hikaye başka bir yazı konusu olabilir tabi. Özetle Adana az kaldi bir "Zombi Bar"ına sahip olacaktı diyebiliriz.
Delikanlılığına geri dönersek sevgili arkadaşım, her zaman hemen her kızın aradığı vasıflara sahip oldun. Her zaman da hüzünlü, keyifli, neşeli, kederli ilişkilerine tanık oldum. Ama vericiliğin (bunu tam olarak bu şekilde de yazmak zorunda değilsin tabi ki, insanlar bakıp nasıl bir "verici" olduğun konusunda spekulasyonlar yaratabilir. Sanal mahir'den sonra "Verici Mete" salgını başlatmayalım.) genelde başına dert açtı. Sonunda doğru kızla birlikte olduğun konusunda seninle ayni fikirdeyim. Senden sevginden başka birşey istemeyen ve sana karşılığını sonsuz sevgisi ile veren Mathilda'cığından bahsediyorum tabi ki. Ama onu sen benden daha iyi ve uzun anlatacaksındır.
Kararlılığın ve cesur kararlar alarak uygulayabilmen de delikanlılığının bir parçası olsa gerek. Ve her delikanlıda olması gereken duygusallık. Şimdi bazılari bu nasıl delikanlılık derlerse, o işte benim anladığım anlamdaki delikanlılık. Bu seni bazen alıngan yapsa da benim için sende olan önemli bir vasfın. Ve tabi ki taşıdığın vefa duygusu. Bunca senedir ne bir doğum günümü es geçtin, ne de herhangi bir önemli başka günümü. Neredeyse doğum günüm benim için bile olmadığı kadar önemli oldu senin için bunca zamandır mesela.
Bilen bilir ne yazıda ne de konuşmada başarılı olamadım tarih boyunca. Senin için belki içimden geçen fakat ne şu anda ne de başka zamanda dile getiremeyeceğim pek çok şeyler de yazılabilir. Onu da başkalarına bırakıyorum.
Şimdilik benden bu kadar. Yakın zamanda görüşmek dileği ile,

Cem 06.02.2002


Mete. Dün.
Davul. Gölge Bar. Cemal. Ankara. ODTÜ.
9.yurt 308. ALOOOOOOO. Talat. Savaş. Kader.
CityNet. U2.

Mete. Bugün.
İzmir. Bonzo. ICQ. BBS. Mathilda (pisi pisi). Kablo.
Bir cok kablo. Hilimi gutdil.

Mete. Yarın.
Göbek? Merakla bekliyoruz.

Mete. Hergün.
Öyle veya böyle görüştüğümüz kalan birkaç dostumdan biri.
Henüz coğunu anlayamadığım derinlikte biri.
İyi biri.

DBA 08.02.2002